Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) son raporunda, bu yıl için küresel büyüme tahmini 0,2 puan düşürülerek yüzde 3,1’e çekilirken, küresel ekonomide artan belirsizlikler içinde Çin’in ilk çeyrek performansı öne çıktı.
2026’nın ilk çeyreğinde Çin ekonomisi, yıllık bazda yüzde 5 büyüyerek 33 trilyon 419 milyar 300 milyon yuan (yaklaşık 4 trilyon 900 milyar dolar) büyüklüğe ulaştı. Bu oran, bir önceki çeyreğe göre 0,5 puanlık toparlanmaya işaret ederken, yıllık büyüme hedef aralığının üst sınırına denk geldi.
Çin ekonomisinin yılın başındaki bu güçlü görünümü uluslararası kamuoyunda farklı değerlendirmelere konu oldu. Yabancı medya, performansı “beklentileri aşan” bir başlangıç ve ekonomik dayanıklılığın göstergesi olarak yorumlarken, piyasalarda da güven artırıcı bir unsur olarak öne çıktı. Küresel ölçekte ise Çin ekonomisi, dalgalı ortamda istikrar sağlayan önemli bir unsur olarak değerlendirildi.
Uluslararası Ticaret ve Ekonomi Üniversitesi’ne bağlı Çin Açık Ekonomi Teorisi Araştırma Enstitüsü Başkanı Sang Baichuan, artan jeopolitik riskler ve enerji piyasalarındaki dalgalanmalara rağmen Çin’in iç dinamiklerine odaklanarak ekonomik dönüşümünü hızlandırdığını belirtti. Sang, yeni üretici güçlerin geliştirilmesi ile reform ve dışa açılma politikalarının sürdürülmesinin yapısal dönüşüme ivme kazandırdığını ifade etti.
Çin’in toplam ekonomik büyüklüğünün 140 trilyon yuanı aştığına dikkat çeken Sang, bu ölçekte bir ekonomi için yüzde 5’lik büyümenin önemli bir başarı olduğunu vurguladı. Çin ekonomisinin “istikrar”, “yenilik” ve “dayanıklılık” olmak üzere üç temel niteliğe sahip olduğunu belirten Sang, bu unsurların büyüme hedeflerine ulaşmada güçlü bir zemin oluşturduğunu söyledi.
İlk çeyrekte ekonominin üç ana sektöründe de büyüme kaydedildi. Tüketici Fiyat Endeksi yüzde 0,9 artarken, kentsel işsizlik oranı yatay seyrini korudu. Toplam perakende satışlar yüzde 2,4, hizmet perakende satışları ise yüzde 5,5 yükseldi. Yatırımlardaki büyüme ise yüzde 1,7 olarak gerçekleşti.
Sanayi tarafında ise özellikle yüksek teknoloji ve ekipman imalatı öne çıktı. Bu sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin sanayi katma değeri içindeki payı artış gösterirken, üretim yapısının daha yüksek katma değerli, akıllı ve çevreci bir modele yöneldiği görüldü. Yapay zekâ alanında da önemli gelişmeler kaydedildiği, günlük ortalama kullanımın mart ayı itibarıyla 140 trilyonu aştığı ve geçen yıl sonuna göre yüzde 40’tan fazla artış gösterdiği bildirildi.
Küresel baskılara rağmen dış ticarette de güçlü bir performans sergilendi. İlk çeyrekte toplam ithalat ve ihracat hacmi yıllık bazda yüzde 15 artarak 11 trilyon yuanı aştı. Aynı dönemde ithalatın ihracattan daha hızlı artması dikkat çekti.
Serbest Ticaret Bölgeleri’nin genişletilmesi, uluslararası fuarların düzenlenmesi ve bazı ülkelere yönelik gümrük vergisi düzenlemeleri, dışa açıklık politikasının sürdüğünü gösterdi. Bu adımların, Çin’in küresel ekonomide hem üretim hem de tüketim merkezi olma hedefini desteklediği ifade edildi.
Öte yandan çok uluslu şirket yöneticilerinin Çin’e yönelik ziyaretlerinin artması ve yatırımların sürmesi, ülkenin küresel ekonomi içindeki önemini pekiştirdi. Yüzde 5’lik büyüme oranı, yalnızca güçlü bir çeyrek performansına değil, aynı zamanda uzun vadeli ekonomik planlara da sağlam bir başlangıç yapıldığını ortaya koydu.